24 Aralık 2008 Çarşamba
Google Analytics Adsense Hesabınıza Entegre Edin
10 Aralık 2008 Çarşamba
Muro film müzigi üşür ölüm bile
Muro filminin film müzigi olan üşür ölüm bile bile selda bagcanın agzından dinleyin bu muhteşem türküyü.Normalde bu türküyü ahmet kayadan duymuştuk ama selda bagcanda mükemmel söylemiş eger sarkı sözlerinide merak ediyorusanız buyrun.
Bir ormanda tutup onu bağladılar ağaca
Yumdu sanki gözlerini uyur gibi usulca
Bir soğuk yel eser üşür ölüm, ölüm bile
Anlatır akan kanı beyaz sesiyle.Diz çöktüler karşısında sonra ateş ettiler
Parçalanan yüreğine yuva kurdu mermiler
Bir soğuk yel eser üşür ölüm, ölüm bile
Anlatır akan kanı beyaz sesiyle.Gelip kondu bir güvercin ellerine o gece
Kırmızı bir çelenk oldu bileğinde kelepçe
Bir soğuk yel eser üşür ölüm, ölüm bile
Anlatır akan kanı beyaz sesiyle.
7 Aralık 2008 Pazar
Dofollow blog siteleri
Bugun saglam bir paylaşım yapmak istedim.Webmaster sitelerinden topladıgın pagerank degeri yüksek siteleri burdan yayınlamak istedim. Cogunun pr degeri yazıyor ama bazıları üyelik istiyor.Üye olum sitenizin linki ekleyin ve siteniz pr kazansın.Lütfen sacma sapan yorumlar yazmayın türk olgumuzu belli etmeyin lütfen
Pr 3 http://www.pulpsecret.com/the-stack/episode/STK_20080303
Pr 5 http://content.foxsearchlight.com/videos/node/2541
Pr 5 http://content.foxsearchlight.com/videos/node/2539
Pr 5 http://content.foxsearchlight.com/inside/node/2518
Pr 5 http://content.foxsearchlight.com/inside/node/2516
Pr 5 http://content.foxsearchlight.com/studio/node/2399
Pr 5 http://content.foxsearchlight.com/videos/node/2400
pr4 http://blog.auinteractive.com/css-tips
p45 http://blog.auinteractive.com/how-to-get-the-cheapest-flight-every-single-time
pr4 http://blog.auinteractive.com/compare-netflix-blockbuster-total-access-rental
pr4 http://blog.auinteractive.com/13-famous-numbers
pr5 http://www.home-server-blog.de/add-ins/
pr4 http://www.dannydouglass.com/post/2008/01/Add-Social-Bookmarking-Links-To-Your-Blog.aspx
pr4 http://www.connorwilson.com/2008/03/02/how_to_setup_gravatars_for_your_blog_-_plugin_free/
pr4 http://weblog.shaoken.be/index.php?2005/09/27/18-flash8-externalinterface-c
pr3 http://weblog.shaoken.be/index.php?2005/12/20/38-tips-composant-alert-et-html-text
pr3 http://weblog.shaoken.be/index.php?2005/12/11/37-mtasc-tableaux-types
pr3 http://weblog.shaoken.be/index.php?2006/02/02/44-totd-scrollpane-combobox
pr3 http://warpspire.com/tipsresources/web-production/css-column-tricks/
pr4 http://www.seo-writer.com/blog/
pr3 http://lifecruiser.com/
22 Eylül 2008 Pazartesi
Multi Hack 2.0 Final - Metin2 Hileleri
Metin2 hilelerinin son versiyonu çıktı. Multihack 2.0 finali sitemizden İndirebilirsiniz
- Pazarlar Görünüyor !
- Antipatch ‘e Gerek Yok !
- m2xp Vs Gibi Programlara Gerek Yok !
Direk Oyunu Açın Patchleri Yükleyin,
Hack ‘inizi Çalıştırın Ve Oynayın
DOWNLOAD
rar şifresi : www.metin2.biz
Boyun kütletme çok zararlı
Boyun, bel, sırt ağrıları için genelde eklemlerimizi kütletiriz. Halbuki bu durum faydadan çok zarar verir. Kütletme gibi ani hareketler sinir sıkışmasına bu da şiddetli ağrıya sebep olur. Prof. Dr. Ayşen Yücel, kütletmenin kireçlenmeye yol açtığını anlattı.
Bel, sırt ve boyun ağrısı, masa başında hareketsiz çalışan kişilerin en çok karşılaştıkları sağlık sorunları arasında yer alıyor. Kimi zaman dayanılmaz hale gelen bu ağrılardan kurtulmak için genellikle bel ve boyun kütletme ile sırt çiğnetme yolları deneniyor. Uzmanlar bilimsel bir temeli olmayan bu yöntemlerin fayda etmediği gibi eklemleri zorlayarak kireçlenme ve ağrının şiddetlenmesi gibi sorunlara yol açtığı uyarısında bulunuyor.
Anadolu Sağlık Merkezi’nden algoloji uzmanı Prof. Dr. Ayşen Yücel, boynu rahatlatmak için yapılan hızla sağa ve sola döndürme işleminin (boyun kütletme) zararları hakkında bilgi verdi. Boyun kütletmenin halk arasında eklem kireçlenmesi olarak bilinen dejenerasyonun önemli sebeplerinden biri olduğunu söyledi. Boyun kütletmeyi alışkanlık haline getirenlerde bu tür kireçlenme vakalarına sık rastlanıldığını aktardı. Ayşen Yücel, boyun kütletmenin bazı durumlarda ağrının daha da artmasına yol açtığına dikkat çekerek, “Omurlarımızın arasında faset eklem diye adlandırdığımız eklemler var. Boyun kütletme gibi ani hareketler eklemlerin çok zorlanmasına, sinirlerin sıkışmasına, bunlar da şiddetli ağrı ve kas spazmına sebep oluyor.” diye konuştu.
Prof. Dr. Yücel, bel ve sırt ağrılarından kurtulmak için yaptırılan ’sırt çiğnetme’ işleminin kas zedelenmesi ve kanamalara yol açabildiğini bildirdi. Bazı kişilerin de boyun ve sırt ağrıları için gelişigüzel masaj yaptırdığını ifade ederek, “Rastgele masaj çok tehlikeli. Arkadaşına masaj yaptırdıktan sonra şiddetli ağrı ve kas çeperi zedelenmesi şikâyetiyle gelen pek çok hasta oluyor.” dedi.
En iyi tedavi egzersiz
Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı Prof. Dr. Semih Akı ise bel, sırt ve boyun ağrılarından kurtulmanın yolunun egzersizden geçtiğini anlattı. Ağrı şikâyetiyle gelen hastalar için fizyoterapist nezaretinde özel bir egzersiz programı hazırlandığını belirterek, “Kişinin yaşı, cinsiyeti, diğer hastalıkları, aktivite durumu ve daha önce egzersiz yapıp yapmadığı bile önemli. Birbirinden tamamen farklı iki kişiye aynı egzersizler verilmemeli.” açıklamasını yaptı.
Kanserle savaşan yiyecekler
Günde 5 porsiyon sebze ve meyve yenmesi kanser riskini yüzde 20′den fazla azaltıyor.
ABD’nin önde gelen sağlık ve tıp yazarlarından Dr. Maggie Greenwood-Robinson kaleme aldığı ”Kanserle Savaşan Yiyecekler” adlı kitabında kanser ve beslenme ilişkisi üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarına yer veriliyor. AICR’ye göre, günde 5 porsiyon sebze ve yemek yenmesi kanser riskini yüzde 20′den daha fazla düşürüyor. Kitapta, kansere karşı en koruyucu sebze ve meyveler; havuç, soğan, sarımsak, brokoli, yeşil yapraklılar, domates, narenciye ve baklagiller olarak sıralanıyor. ”Gelecekte kanserle savaş çabalarının ‘mucize haplar’ yerine diyetsel ayarlamalar etrafında döneceği” vurgulanan kitapta, doymuş ve trans yağların; prostat, kolon ve göğüs kanserleriyle ilişkili olduğuna işaret ediliyor. Kitapta, beslenmede kırmızı et ve hayvansal yağlarda bulunan doymuş yağlar ile katı margarin ve katı yağlar olarak bilinen trans yağların hücre zarlarına zarar verdiği, bu nedenle de hücreleri istilacılara karşı koruyamadıklarına işaret edilerek, beslenmede yağ oranının mutlaka düşürülmesinin önemine değiniliyor. ”Lifli yiyecek tüketiminin artırılması ve güçlü bir kanser savaşçısı olan C ve E vitaminlerinin bolca alınması” önerilen kitapta, ”Eğer aktif kalırsanız, sağlıklı bir kiloyu koruyup, sigara içmezseniz ve doğru beslenmeyi sürdürürseniz, kanser riskiniz yüzde 70′e kadar azalır” deniliyor. Yiyecekler:
Aynı kitapta yer alan kanser türleri ve buna karşı koruyucu yiyecekler de şöyle:
Mesane: Sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, soya ürünleri, çay (yeşil ya da siyah), sarı-turuncu sebzeler, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri. Göğüs: Yüzde 1 yağlı süt, elma, buğday kepeği, Brezilya fındığı, baklagiller ve fasulyeler, brokoli, Brüksel lahanası, küçük mantarlar, lahana, havuç ve havuç suyu, kiraz, vişne, yağlı balık (somon, ton), keten tohumu, keten tohumu yağı, sarımsak, kök lahana, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, kırmızı turp, soya ürünleri, ıspanak, tam tahıllar, sarı-turuncu sebzeler, yoğurt. Kolon: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç, karnabahar, sap kereviz, yağlı balıklar, sarımsak, üzüm ve üzüm suyu, kara lahana, baklagiller, kıvırcık, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, yulaf kepeği, tam tahıllar, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri. Yemek borusu: Yeşil çay, domates, domates ürünleri. Karaciğer: Sarımsak, yeşil çay. Akciğer: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç ve diğer sarı turuncu sebzeler, karnabahar, acı biber, kara lahana, düşük yağlı süt ürünleri (kaymağı alınmış süt hariç), soğan, portakal, ıspanak, diğer yeşil yapraklı sebzeler, domates ve domates ürünleri. Yumurtalık: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, kara lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, sarı-turuncu sebzeler. Pankreas: Baklagil, çay, domates ve domates ürünleri. Prostat: Brezilya fındığı, Brüksel lahanası, brokoli, lahana, kanola yağı, karnabahar, kara lahana, az yağlı süt ürünleri, zeytinyağı, fıstık yağı, soya ürünleri, domates ve domates ürünleri. Mide: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, bakla, sarımsak, yeşil çay, kara lahana, soğan, portakal ve diğer narenciye meyveleri, domates ve domates ürünleri, tam tahıllar.
Selülitten kurtulma yolları
Her geçen gün yeni çıkan kozmetik ürünlerle ya da teknolojik gelişmelerle kadınları bu dertten kurtarmak isteniyor fakat çoğu zaman yüzde yüz başarılı olmak mümkün olmuyor.
Selülitten kurtulma yolları:
- Doymuş yağ ve karbonhidrat alımını en aza indirin. Su açısından zengin, tuz açısından zayıf beslenin. Protein zengini gıdalar (balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta) ödemi önler.
- Tuz ve tuzlu gıdaları kısıtlayın. Günlük 0,5 gramdan daha fazla tuz almayın, diyet tuzunu tercih edin. Yiyeceklerinizde tuz yerine baharat, limonla tatlandırmalısınız.
- Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, kereviz, çilek yiyin.
- Alkol ve nikotinden kesinlikle uzak durmalısınız.
- Günde en az iki litre su içmelisiniz. Sabah kahvaltıdan önce, gece yatarken iki bardak su için.
- Sıvı ihtiyacınızı kahve, çay, kola gibi selülit yapan içeceklerle karşılamak yerine su ya da ayran için.
- Vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.
- Yapay tatlandırıcılardan, renklendiricilerden ve besin desteklerinden uzak durun.
- Bol bol sebze ve meyve yiyin. Özellikle koyu renkli olanlarını tüketin. Koyu kırmızı (karpuz, domates, elma ve kırmızı greyfurt-portakal, siyah üzüm), koyu yeşil (elma, ıspanak, brokoli, biber), koyu sarı (mango) sebze ve meyvelere öncelik verin. Meyveleri yemekten en az iki saat sonra tüketin.
- Şekeri kesin. Şekerlemelerden, tatlılardan uzak durun.
- Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızıturp, maydanoz, kereviz, çilek ve pilav yiyin.
- Patates, pirinç, elma, havuç su tutucu gıdalardır. Bunlardan tüketmemeye gayret edin.
- Günlük gıdanın yüzde 75′ini sebze, meyve, baklagillerden, geri kalanını ise hayvansal gıdalardan olacak şekilde düzenleyin.
- Dil peyniri hariç diğer peynirleri suda bekleterek yiyin.
- Rezene, elma kabukları ve yeşil çayı karıştırarak hazırladığınız bitki çayını günde en az dört kere içemeye çalışın.
- Haftada iki kez balık tüketmeye çalışın çünkü balıkta bulunan fosforun dokuları kuvvetlendirici etkisi vardır.
- Mümkünse her gün bir demet maydanoz, kereviz, lahana ve enginar yiyin.
- Yemeklerde kızartma yerine haşlama ya da buğulamayı tercih edin.
- Birçok antiselülit kremleri deriye hemen girmeyi ve doğrudan doğruya yağ hücrelerini etkilemeyi amaçlıyor. selülit tamamen kaybolmasa da bu ürünlerden bazıları sayesinde azalabiliyor.
- Selülitin yok edilmesi için masaj en etkili yöntemlerden biridir. Evde kendi kendinize masaj yapabilirsiniz. Antiselülit kremlerinin dokulara etkisi, daha önce masaj yapıldığı takdirde iki kat daha fazla olur. Nedeni, lenf ve kanın harekete geçmesidir.
- Sürekli yüksek topuklu ayakkabılar giyinmek, yanlış şekilde yürümek ya da kambur şekilde oturmak da selülitin oluşma nedenleri arasındadır. Çünkü bunlar toplardamarlarda ve lenf damarlarında kanın geriye doğru akışını olumsuz yönde etkilerler.
- Fazla güneşte kalmak selüliti artırıyor bu nedenle çok fazla güneşe maruz kalmamalı ve güneş koruyucu kremlerde yüksek faktörlüleri tercih etmelisiniz.
- Selüliti azaltabilecek en iyi yol egzersiz yapmaktır. Özellikle haftada en az 3 kez 35 dakika sürecek aerobik aktivite yapın. Yürüyün, bisiklete binin, yüzün, dans edin.
Ağız kokusunu önleme
Siz de konuşurken elinizle kapatma ihtiyacı duyuyorsanız, insanlar siz konuşurken geriye çekiliyorsa hemen harekete geçmeli ve kokunun nedeni her ne ise ortadan kaldırılması için destek almalısınız.
Ağzınızın kokup kokmadığını tespit etmeniz zor değil, eşinize dostunuza sorarak bile koku olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Ancak net bir sonuç alabilmek için hekimler bazı cihazlardan destek alırlar. Bu iş için geliştirilmiş gaz kromatograflar ve özel sülfit monitörleri var. Bunlar nefesin yapısını kesin olarak gösterebiliyorlar.
Halitozis adı verilen ağız kokusu, ağızda bulunan bakterilerin hidrojen sülfür içerikli ürünlerinden ortaya çıkar. Ağız sağlığına ve hijyenine yeterince dikkat etmeyen bireylerde hidrojen sülfür üreten bakteri sayısı artar bu da kötü kokuya neden olur.
Nefesin kötü kokması genellikle ağız içinden kaynaklanır. Ağızdaki bir enfeksiyon, dişeti hastalıkları veya ağız içinde birkaç saatten fazla kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler kötü kokulara neden olurlar.
Ancak koku sadece diş ve ağız kaynaklı olmayabilir. Akciğer iltihabı, sinüzit, şeker hastalığı (aseton kokusu), mide bağırsak hastalıkları, böbrek yetmezliği (balık kokusu), karaciğer ve metabolizma bozuklukları da ağız kokusuna sebep olurlar.
Ağız kokusundan kurtulmanın ilk adımı, kokunun kaynağının tespit edilmesidir. Kokunun nedeni bulunduktan sonra ise tedavisi yapılır.
Nefesiniz ağız içi kaynaklı bir nedenden kötü kokuyor ise yolunuz mutlaka bir diş hekiminden geçmelidir. Diş hekimi, tüm çürüklerinizi, varsa diş eti hastalığınızı tedavi edecek. Diş taşlarınızı temizleyecek, gömük ve yarı gömük 20 yaş dişlerinizi çekecektir.
Ağız içinden kaynaklanan kokuların yüzde 90′nı başarıyla tedavi edilebilmektedir. Bunun için kişinin kendisine de önemli görevler düşüyor. Çoğu ağız kokusunun tedavisine dilin fırçalanması ile başlanır. Ağız kokusunu oluşturan bileşenlerin birincil alanı dildir. Sabah şiddetli ağız kokusundan şikayet eden kişilerde dişlerin ve dilin yemek sonrası fırçalanması ile sorun kontrol altına alınabilir. Her öğünün ardından dişler en az 3 dakika fırçalanmalı, mutlaka fırçalamanın ardından diş ipi kullanılmalıdır. Ağız kokusu genellikle ağız hijyeninin düzeltilmesiyle ortadan kalkar.
Güneş’te fazla kalmanın zararları
Deniz kıyısında güneşlenirken, tarlada çalışırken yada açık havada iş yaparken hem güneş ışınlarının hem de sıcağın zararlı etkileri altında kalabilirsiniz.
Güneş gören yerlerinizde yanıklar olabilir. Derin yanıklar kalıcı izler bırakabilir.
Güneş deriyi kurutur, kırıştırır, erken yaşlandırır.
Güneş ışınları deri kanserlerine yol açmaktadır. 18 yaşından önce güneşte uzun süre kalmış ve derisinde içi su dolu kabarcıklar gelişmiş kişilerde daha sonra herhangi bir deri kanseri gelişme riski iki kat yüksektir.
Doğrudan güneşe maruz kalmak gözde katarakt oluşmasını kolaylaştırır.
Yüksek ısı, sıcak çarpmasına yol açabilir. Sıcakta uzun yol yürüyenlerde, sokakta oynayan çocuklarda hatta doğrudan güneş altında olunmasa bile sıcak havalarda ateşin yükselmesi, terlemenin azalması, halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, iştahsızlık, bayılma ortaya çıkar. Ölüme bile yol açabilir.
Sıcak en çok bebekleri ve 65 yaş üzerindeki insanları etkiler. Aşırı sıcaklardan ölümlerin ¾’ü 65 yaşın üzerindeki kişilerde görülür ve tümü önlenebilir ölümlerdir.
Vücudun su kaybı kalp krizlerine ve beyin damarlarında tıkanmaya yol açar.
Güneşten ve Sıcaktan Korunmak İçin
Yazın saat 10:00 – 16:00 arası güneşte kalmayın. Olabiliyorsa evinizden çıkmayın, ağaç ya da şemsiye altında, gölgede oturun.
Susamamış olsanız bile sık sık bol miktarda su için.
Serinlemek için alkollü (örneğin bira) ve kafeinli içecekler (çay, kahve) yararsızdır, bunlar önce serinletir, sonra bedenin su kaybını arttırırlar.
Altı aydan büyükler, güneşi doğrudan alan derilerine GKF (Güneş Koruma Faktörü) 15′den yüksek olan koruyucular sürmelidir ve bu uygulamayı iki saatte bir yenilemelidirler.
Kenarlı şapka giyin. Yüzünüz doğrudan güneş altında kalmasın.
Koyu renkli güneş gözlüğü takın. Gözlüğünüz güneş ışığının %90’ını emebilen özellikte olsun.
İnce, açık renk, bol giysiler giyin. Giysiniz güneş ışığının derinizi yakmasını önlesin ama terletip su kaybettirmesin.
Sıcak toprak ya da kuma çıplak ayakla basmayın.
Hafif yemekler, sulu yiyecekler (meyve, salata, çorba) yiyin. Yağlı, tuzlu, kuru yiyecekler vücut suyunu azaltırlar.
Sık sık duş yapın, serin su ile yıkanın.
Olanak varsa klima kullanın ya da sinema, kütüphane vb. klimalı yerlere gidin.
Sıcak çarpması belirtileri görülen birini hemen gölgeye çekin, serin suyla yıkayın, bileklerine, kasıklarına buz koyun. Bilinci açıksa su içirin, dalgınlaşıyorsa, bir hekime başvurun.
Neden esneriz?
Bugüne kadar insanların neden esnediği üzerine pek çok teori üretildi. Bunların yanı sıra ‘kandaki düşük oksijen seviyesi’ de kimi zaman esnemeyle ilişkilendirildi.
New York Üniversitesi psikoloji profesörü Andrew C. Gallup’a göre, neden esnediğimizi aslında kimse bilmiyor, ancak o ve ekibinin yeni bir açıklaması var: Esneme vücudun beyni serinletmesi için bir yöntem.
Ekip çalışmada, deneklerin beyinlerinin ısındığı zamanlarda daha sık esnediğini gözlemlediklerini açıkladı. Esnemenin, vücudun diğer sistemleri yetersiz kaldığında, beyin sıcaklığını düzenlediği yönündeki teoriyi ispatlamak için araştırmacılar, insanların çevresinde birileri esneyince, hemen esnemeye başladıkları gerçeğinden hareket etti.
Gönüllüler, gülen ya da esneyen insan görüntülerinin olduğu filmin oynatıldığı odaya alındı. Gözlemciler deneklerin ne sıklıkta esnediğini inceledi. Bazı deneklerden filmi izlerken burundan nefes almaları, daha sonra da alınlarına sıcak ya da serin tamponlar bastırmaları istendi. Beynin serinlemesini sağlayan alna buz konulması ve burundan nefes alınması sırasında, bulaşıcı esnemenin kesildiği görüldü.
Sigaranın zararları
Sigaranın, vücudun çeşitli organlarında yaptığı tahribat ve kanserin yanında cilt sağlığı ve güzelliğinize de zararları vardır. İşte sigaranın zararları:
- Ağız kokusu yapar, diş ve diş eti hastalıklarına yol açar.
- Dudak, yanak ve gırtlak kanserine neden olur. Hatta sigarayı yakmadan dudağında taşıyan yada tütün çiğneyenlerde de ağız için kanserleri görülür.
- Dilde, tat alma duyusunda bozulmalar olur.
- Beyin hücrelerinin ölümüne yol açar. Öğrenme bozuklukları, hafıza zayıflığı ve erken bunama görülür.
- Göz merceğinin saydamlığının azalmasına yani katarakta sebep olur.
- Cildin yapısının bozulmasına neden olur. Leke ve kırışıklık oluşur. Selülitlere sebep olur.
- Burunda koku alma duyusu azalır.
- Sinüzit, farenjit, bademcik ve orta kulak iltihabı gibi üst solunum yolu hastalıklarına yol açar.
- Damar sertliğini hızlandırır. Beyin ve kalpte damar tıkanıklığına neden olur. Kalp krizi ve tansiyon yükselmesi görülür.
- Erkeklerde iktidarsızlığın başlıca sebeplerindendir. Ayrıca mesane kanserinin önemli nedenlerindendir.
- Akciğerlerde çeşitli hasarlara, astım ve kronik bronşit gibi hastalıklara neden olur. Bronşlarda ve akciğerlerde birçok çeşit kanserin oluşmasına neden olur.
- Gastrit, ülser ve reflü hastalığına sebep olur. Mide ve yemek borusu kanserine yol açar.
- Gebelikte tüketilen sigara düşük doğumlara ve bebekte gelişme geriliğine neden olur.
- Erken menopoz ve rahim kanserinin sebebidir.
- Parmaklarda sararmaya ve tırnaklarda zayıflamaya yol açar.
- Kemik erimesine neden olur.
- Burger hastalığına sebep olur. Bu haslatık, el ve ayaklardan başlayarak tıkanıklığa yol açar ve uzuvların kesilmesi gerekir.
- Vücutta yorgunluk, uykusuzluk hali, stres, gerilim, performansta düşme ve reflekslerde azalma görülür.
- Pankreas kanseri riski artar.
- Hastalık, yara ve ameliyat tedavileri uzun sürer.
- Kullanılan ilaçları etkisizleştirebilir.
- Bütçenize yük olur, çevre kirliliğine yol açar, yangınların en önemli sebeplerindendir.
- Çocuklarınız kanseri önleyen genlerden yoksun hayata gelir.
- Hamilelerde %10-15 eksik kiloda doğuma ve bebek zeka eksikliğiyle doğar.
- Çevrenizdekileri de bu zararları verirsiniz. Çocuğunuzun sigaraya başlama oranı daha fazladır.
Msn adresim çalındı
Sohbet ve iletişim programı MSN Massenger hesabının şifresi çalınanlara iyi haber. Ankara Adliyesi, MSN şifresinin çalındığı iddiasıyla yapılan başvurularda olumlu sonuçlar aldıklarını belirtti. Yapmanız gereken şey Msn adresiniz, ip numaranız, tarih ve saat bilgileri ile savcılığa başvurmak.
Ankara Adliyesi cumhuriyet savcıları, son dönemlerde kendilerine ‘MSN şifremi çaldılar’ şeklinde başvuruların çoğaldığına dikkat çekerek, “MSN şifresini kimin çaldığını ve kullandığını kısa sürede tespit edebiliyoruz” haberini verdi. MSN şifre hırsızları hakkında bilişim suçlusu işlemleri yaptıklarını ifade eden yetkililer, MSN şifresini çalanları nasıl yakaladıklarını da şöyle anlattı: “Microsoft Corporation’ın Türkiye temsilciliği İstanbul’du. Bu şirkete yazı yazarak, şifresi çalınan kişinin adresini kullanan kişilerin IP numaralarının tarih ve saat detayları ile birlikte savcılığımıza gönderilmesini rica ediyoruz. Yaptığımız başvuru üzerine şirket, IP No’ların, tarih ve saatlerin olduğu dokümü bize gönderiyor. Daha sonra IP No’ları, karşısındaki tarih ve saatleri il Telekom müdürlüklerine göndererek kullanıcıları tespit ediyoruz.”
Kilo almak nelere bağlıdır?
Kilo almanın sebepleri ve mekanları belirlendi. Ne yediğimiz değil, nerede ve nasıl yediğimiz de önemli. Newsweek dergisi sağlık editörü, “Bu mekanlarda yemek yemek şişmanlatır” diyerek 7 maddelik bir liste yayınladı. İşte kilo aldıran mekanlar ve nedenleri:
1. Mutfakta atıştırmak
Buzdolabının önünde yada yemek yaparken bir şeyler atıştırmak daha fazla yemenize neden olur.
2. İş yerinde yemek
Araştırmaya göre, ofiste atıştırılan yiyecekler genelde yüksek kalorili oluyor.
3. Aceleyle yemek
Aynı pastayı 9 dakikada tüketenler 646 kalori alırken, 20 dakikada tüketenlerin 579 kalori aldığı gözlemlendi.
4. Karanlıkta yemek
Işık seviyesi azaldıkça iştah artıyor. Geceleri canımızın daha çok abur cubur çekmesi de buna bağlanıyor.
5. Az çiğneyerek yemek
Çalışmalar, yeterince çiğnemenin sindirimi kolaylaştırdığını; gazı, şişkinliği ve ekşimeyi önlediğini gösteriyor.
6. Restoranda yemek
Dışarıda yemek yiyenlerde obezite ve yağ oranı daha yüksek oluyor. Haftada 6-13 kez dışarda yemek yiyen kadınlar günde 290 kalori daha fazla alıyor.
7. Televizyon karşısında yemek
Ekran başında tüketilen yiyecekler çifte tehlike oluşturuyor. Çünkü kişi hem hareketsiz kalıyor hem de ne kadar yediğini fark edemiyor.
Neden terleriz?
Genel olarak sıcaklığının yükseldiği, dans, spor gibi fiziksel aktiviteler sırasında terleriz. Terleyerek vücudumuzun ısısını sabit tutmuş oluruz. Bunun için vücuda yayılmış en az 2 milyon ter bezi görev yapmaktadır. Fiziksel aktiviteler dışında da heyecan, korku, utanma ve sıkılma gibi pek çok olay, fizyolojik bir neden olmadığı halde bizi terletir.
Vücut ısısı dış sıcaklıklar veya gerilim yüzünden artış gösterdiğinde kan dolaşımı hızlanır. Böylece, ter bezlerinin aktif hale geldiği vücudun üst kısmına doğru bir sıcaklık akımı başlar. Deri üzerinde oluşan ter bu durumda hemen buharlaşıp, deriyi soğutur. Bu sayede insan bir gün içinde kendini fazla yormadan iki litreye kadar su kaybeder. Terlemenin ikinci önemli fonksiyonu ise vücuttaki zehirli maddelerin dışarı atılmasıdır. Bu nedenle saunalara sık sık gidilmesi önerilir.
Aynı koşullarda terleme oranı kişiden kişiye göre de değişebilir. Ortalama olarak bir insan günde 0.5 ile 1 litre arası terler.
Terleme nedir?
Terleme tümüyle istemimiz dışında gelişen, metabolizmamızın doğal bir fonksiyonudur. Üstelik vücudumuz için iki önemli işlevi vardır; cildi nemlendirip, vücut ısısını sabitler ve vücudun boşaltım sistemine katkıda bulunur.
Ter aslında salgılandığında renksiz ve kokusuzdur. Fakat, bakteriler koltukaltı gibi sıcak ve nemli ortamlarda hızla çoğalarak bu salgının kötü kokmasına neden olur.
Terlemeye karşı ne yapabiliriz?
Ter kokusu için çok çeşitli çözümler var. En önemlisi temiz olmak. Bunun yanısıra da terlemenin yarattığı rahatsızlığı bir takım önlemler alarak en aza indirebilirsiniz;
Rahat ve hava alan kıyafetler giyin. Özellikle pamuklu kıyafetleri tercih edin.
Vücut temizliğine özen gösterin. Özellikle koltuk altında oluşan istenmeyen tüyleri alarak kötü kokuyu büyük ölçüde önleyebilirsiniz.
Kahve, alkol ve yakıcı gıdalardan uzak durun.
Ne kullanmalıyız?
Ter kokusunu azaltmanın iki yolu var; Deodorant ve antiperspirantlarla gün boyu hoş kokmak çok zor değil. Ancak deodorant ve antiperspirant birbirinden ayrı şeylerdir. Bu iki ürün en çok terlemeye karşı verdikleri savaş konusunda birbirlerinden ayrılırlar;
Deodorantlar
Deodorantlar antibakteriyel bazı maddeler ve alkol içerirler. Bu sayede de bakteri üremesini denetim altına alarak, ter kokusunun oluşmasını önlerler. Terin ayrışması için bakteriler belirli enzimlere gerek duyar. Bu nedenle bazı deodorantlar bahsedilen bu tür enzimlerden içerir. Diğer yandan ise daha çok parfüm yağları içerdiklerinden dolayı da güzel koku yayarlar. Örneğin Fa dedodorantları hijyenik tazelik sunarlar ve bu sayede de bakteri artışını durdururlar. Bu sayede deri hem korunmuş hem de bakım görmüş olur.
Deodorant kullanırken dikkkat etmeniz gereken en önemli nokta deodorantı temiz ve kuru koltuk altına uygulamanızdır. Terli bir koltuk altına deodorantı sıkmak, oluşmuş ter kokusu ile deodorantın karışımından oluşan daha ağır ve kötü bir kokuya neden olur. Ayrıca giysinin üzerine sıkmak da kokuyu engellemez. Bu arada sprey deodorantları, koltuk altına 15 cm’lik mesafeden kutuyu dik tutarak püskürtmeniz gerektiğini de sakın unutmayın.
Anti-perspirantlar
Antiperspirantlar, terlemeyi deodorantlara oranla daha fazla önlerler. Ter oranını ayarlayıp, çok fazla ter üretilmesine engel olurlar. Ter üretimini aliminyum tuzları sayesinde engelleyip, ter bezlerini sıkıştırırlar. İçerdikleri alüminyum kloride ve benzeri aktif maddeler ile vücuttaki terlemeyi engeller, nemi azaltır ve kokuları sayesinde de tazelik verirler. İçindeki maddelere göre etki süresi ve gücü değişim gösterir.
Ancak antiperspirant ürünler daha çok pudralı formül içerdikleri için, genellikle koltuk altına uygulanmalıdır. Kıyafet üzerine sıkılan antiperspirant ürünlerin hiçbir etkisi yoktur. Koltuk altına sürülen antiperspirant ürün, ter bakterilerinin pudra tabakası dışına çıkmasını engeller ve böylece bakteriler kuruyup gider. Alkol içermediklerinden dolayı vücut için son derece hafiftirler. Ayrıca ferahlatıcı bir etki sağlarlar.
Tercihiniz ister deodorant, ister antiperspirant olsun, her ikisi de ter kokusunu azaltmak ve günlük yaşamda karşılaşacağınız gergin veya stresli anları kolaylaştırmak için size yardımcı olacaktır.
Sigarayı bırakma yöntemleri nelerdir?
Sigarayı bırakmak istiyorsunuz ama bir türlü bırakamıyorsunuz. İşe sigara içmeyi azaltarak başlayabilirsiniz. İsteyerek ve istemdışı olarak sigarayı azaltabilir ve tamamen bırakabilirsiniz.
- Öncelikle sigarayı birer paket birer paket alın. Yedek paket veya kartonla sigara almayı bırakın.
- Herzaman kullandığınız markayı değilde size tadı nispeten daha kötü gelen bir markayı alın. Bu işinizi kolaylaştıracaktır.
- Sigara içmek istediğinizde bunu biraz geciktirin. Her sigarayı bir saat geciktirmeniz günlük içtiğiniz sigara sayısını düşürecektir.
- Sigarayı bitmeden söndürün. Hatta yarım yarım için.
- Sigara içmek için farklı bir oda kullanın. Hatta orada olmaktan memnun olmadığınız bir yerde sigara için.
- Sigara paketini kolay ulaşabileceğiniz bir yere veya sürekli koyduğunz cebinize koymayın. Ters taraftaki cebinize, kullanmadığınız bir çekmeceye veya uzak bir yere koyun. Böylece her bilinçdışı sigara yakmak istediğinizde, farkına varırsınız.
- Kül tablanızı sık boşaltmayın. Hergün ne kadar sigara içtiğinizi kül tablasından görün.
- Alternatif şeyler kullanın, sigara içmek aklınıza geldiğinde su veya meyve suyu için, birşeyler yeyin.
- Sigarayı azaltmak bırakmak demek değildir. Bu nedenle bırakmak için kendinize bir tarih belirleyin.
Yanlış numara gözlük gözü bozar mı?
Yanlış numara gözlük kullanmak bilindiği gibi gözleri bozmaz sadece o anki görüşü bozar. Bilinenin tersine gözlük takmak yada takmamak gözün numarasının değişmesine sebep olmaz.
Gözlük kullanımı ile ilgili yanlış bilinenleri anlatan Prof. Dr. Ertürk şu örnekleri verdi: “Dinlendirici gözlük diye bir gözlük yoktur. Gözlük rakamlarla ifade edilen değerlere sahiptir ve takıldığı zaman görmeyi daha iyi yapıyorsa kullanılmalıdır. Uzak gözlük devamlı, yakın gözlük ise yalnızca yakın mesafe çalışmalarında kullanılır. Gözün gözlüğe alışması diye bir kavram yoktur. Kişi iyi görmenin ne olduğunu anladığı için gözlükten vazgeçemez. Numara değişikliği ancak muayenede belli olur. Hipermetrop olan çocuklarda büyüme çağında numarada azalma, miyoplarda ise numarada artma gözlenir. Gözlük takmak veya takmamak gözlük numarasının ne azalmasına ne de artmasına neden olur. Ancak çocuk yaşta görmenin gelişmesi açısından mutlaka takılması gerekir. Yanlış numara kullanımı gözü bozmaz, ancak takıldığı anki görmeyi bozar.”
Dr. Ertürk’ün verdiği bilgilere göre, gözlük ihtiyacını ortadan kaldırmak için 20 yaş üzerinde yapılan lazer tedavisi gözü çizmez. Yalnızca belli bir kalınlıktaki kornea dokusunu buharlaştırarak ortadan kaldırır. Laser ile katarakt cerrahisi diye bir cerrahi müdahale yoktur. Lazer ile şaşılık tedavisi diye bir tedavi yoktur. İyi görmek göz sağlığının garantisidir diye bir inanış doğru değildir. Glokom hastaları bu yanlış inanışa örnek olarak gösterilebilir. Glokom (göz tansiyonu) hastaları hastalığın son aşamasına kadar iyi görebilir. Görme sonradan azalmaya başlar ki bu aşamada geri dönüşü söz konusu olmaz. Glokom yalnızca rakamsal değerin ifadesi ile tanımlanmamaktadır. Önemli olan bir noktada görme sinirinin durumudur. Rakamsal değeri normal olarak bilinen değerlerde olmasına rağmen glokom olan kişiler de vardır. Bu nedenle sınır tanımlaması her zaman büyük yanılgıları ortaya çıkarır.
Yüksek tansiyon hastaları sıcak havalarda nelere dikkat etmeli
Vücuttaki su ve tuz kaybının daha fazla yaşandığı aşırı sıcak havalarda, bir de su ve tuz atılımını etkileyen ilaçları kullananlar dikkatli olmalı. Bu türden ilaçlar kullananların susuz kalmamaya dikkat etmesi gerekiyor. “Sıcak krampları, halsizlik ve kan basıncındaki ani düşmeler” sıvı kaybının fazla olduğunu göstermektedir.
Sıcaklık artışlarından korunmak için klimalı odalara saklanmak ve ani sıcaklık değişimlerine maruz kalmak, sıcağa uyumu olumsuz etkileyeceği için yarar yerine zarar getirebilir.
Asabi kaynaklı veya karışık mekanizmalı hipertansiyonu olanlarda, ani ısı değişikliklerine damar sisteminin vereceği tepkiler çok farklı olabilir. Âni tansiyon düşmeleri gibi, âni tansiyon fırlamaları da olabilir. Bu reaksiyonların önlenmesinde genel önlemlerin yanı sıra ilaç tedavisinin de önemi büyüktür.
Doktor gözetimi dışında bilinçsizce kullanılan tansiyon düşürücü ilaçlar kalp krizleri veya böbrek yetmezlikleri gibi tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle hekim tavsiyesi olmadıkça ilaç kullanılmamasında yarar var.
Kilo vermek için ne yapmalıyım
Kilo vermek isteyenlere basitçe şunlar tavsiye edilebilir:
- Sabah kahvaltısı yapın. Bu diğer öğünlerde az yemenizi de sağlayacaktır.
- Öğün sayısını azaltmayın. 3 öğün yemek yiyin. Hatta ara öğünler şeklinde öğün sayısını artırın.
- Sebze ve meyve tüketimini artırın.
- Alkol tüketiminizi azaltın veya tamamen bırakın. Alkol, yüksek kalorisi nedeniyle gün boyu tatlı isteğinizi de artıracaktır
- Çikolata vb. şeyler atıştırmak yerine örneğin bir elma yiyin.
- Yemeğinizi yavaş yavaş yiyin. Hızlı yemek yediğinizde, doyduğunuzu anladığınızda zaten gerektiğinde fazla yemişsinizdir.
- Hayvansal (doymuş) yağlardan kaçının.Tavukların derilerini, etlerin yağlı kısımlarını ayırın.
- Katı yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı ve mısırözü yağı gibi bitkisel yağlar kullanın.
- Bol bol su için.
- Mümkünse hergün aynı saatte kalkın. Yaklaşık 7-8 saat uyku yeterlidir.
- Yemeklerden sonra dişlerinizi fırçalayın. Diş fırçaladıktan sonra muhtemelen canınız bişey yemek istemez.
- Tatlı yemekten kaçının. Daha az tatlı tüketin.
- Tuz ve şeker kullanımınızı azaltın. Yemeğin tadına bakmadan tuza uzananlardasanız bu huyunuzdan vazgeçin.
- Spor yapın. Sadece yediklerinize dikkat ederek kilo veremeyeceğinizi unutmayın.
- Hayatınıza hareket katın. Arabayla gittiğiniz kısa mesafelerde yürümeyi tercih edin. Otobüsten bir durak erken inin. Asansör yerine merdiven kullanın. Çeşitli aktivitelere katılın.
Zayıflama ilaçları sağlıklı mıdır?
Türkiye’de satılan zayıflama haplarının çok azının sağlık bakanlığından onaylı olduğunu düşünürsek kullanılan ve genellikle doğal diye tabir edilen bu haplar ne kadar sağlıklı olabilir?
Piyasada halka satılan çoğu ürün doğal ve bitkisel adı altında satılıyor fakat uzmanlar bu ilaçların aksine kimyasal ve hatta öldürücü olduğu konusunda uyarıyor. Zayıflama ilaçları genelikle gıda takviyesi olarak tanımlıyor kendini; fakat bu ilaçlar beyindeki yeme isteğini azaltıp insanın iştahını kesiyor ve bu şekilde kilo vermeye sebep oluyor. İştah kesici madde olan sibutramin’in bu ilaçlarda yüksek dozda kullanılması ise ölümcül olabiliyor.
Doğal etiketiyle satılan bu ürünlerin bir çok yan etkisi olabiliyor. Genel olarak görülen yan etkileri arasında; tansiyon yükselmesi, ağız kuruluğu ve kabızlık var. Ayrıca kalp krizlerine yol açıyor ve ölümlere sebebiyet verebiliyor.
Yine de zayıflama ilaçlarına gereksinim duyanlar için doktor kontrolünde ve sağlık bakanlığının onay verdiği ilaçlardan kullanmalarını tavsiye ediyoruz.
Dejavu
Yaşanılan bir olayın, daha önce de yaşanılmış olması hissine kapılınması durumudur.
Fransızcadan gelen “deja vu” kelimesi, “daha önce görülen” anlamına gelmektedir. Bir çok insan dejavu yaşadığını söyler. Kimileri dejavunun beyindeki bir algı sorunundan kaynaklandığını düşünürken kimileri de bunu reenkarnasyon ile bağdaştırır.
Bilimsel olarak dejavu şöyle açıklanabilir. 5 duyu organımızdan beyne giden sinyaller (özellikle görüntü ve ses) beyin tarafından algılanamayabilir. Oysa algılanamayan bu bilgi beyinde kaydedilmiştir ve ne zaman yaşanıldığı konusunda bir bilgi yoktur. Beyin bu sinyalleri tekrar aldığında ise kişi bu olayı ikinci defa yaşadığı hissine kapılabilir.
Bunun dışında beynin sağ lobu ile sol lobu arasında mikrosaniyeler seviyesinde bir çalışma süresi farkı vardır. Bir olayı beynin bir tarafı diğer tarafından önce algılar ve bilgi ikinci lobda algılandığında kişi ikinci defa yaşanmış hissine kapılabilir.
Ayrıca yaşanılan olayın daha önce bir benzerinin görülen ve hatırlanmayan bir rüyada yaşanmış olması da muhtemeldir. Şunu da eklemem gerekir ki, insan hafızası değiştirilebilir. Yaşamadığınız bir olayı sürekli yaşamış gibi düşünürseniz; örneğin bir filmde başrol oyuncusunun başına gelen bir olayı kendi başınıza gelmiş gibi tahayyül ederseniz ileride bir gün o olayı gerçekten yaşadığınızı hatırlayabilirsiniz; yani anılarınızı değiştirmiş olursunuz ki bence dejavunun bir sebebi de budur.
SSK hizmet dökümü
Ne kadar zamandır sigortalısınız? İşveren sigortanızı kaç liradan yatırıyor? Emekli olmanıza kaç gün daha kaldı? Bütün bunları öğrenmek için Sosyal Sigortalar Kurumu’nun sitesindeki o karmaşa içerisinde saatler harcamanız gerekebilir.
İşte bütün bu soruların cevaplarını bulabileceğiniz bir site: www.sosyalkurumlar.com
Alkolün zararları
Alkol kullanımının bilinen zararları şöyledir:
- Beyin ve sinir hücrelerinin zarlarını zehirler veya uyuşturarak kullanılmaz hale getirir.
- Aşırı alkol geçici hafıza kaybına neden olur
- Alkol göze giden görme sinirlerinede tesir eder. Sulanma ve görme bozukluklarına neden olur. Netcede ameliyat kaçınılmaz olur. Körlüğe neden olabilir.
- Midenin iç yüzeyini kaplayan tabakayı tahriş eder ve buna bağlı olarak gastrit’e yol açar. Mide zarında yırtıkları oluşur. Mide ve yemek borusunda iç kanamalar meydana gelir. Kusma gözlemlenir.
- Kalp kasına zarar verir ve buna bağlı olarak kalp hastalıklarına yol açar. Kalp atışlarında düzensizlik meydana gelir. Kalp yetmezliğine neden olabilir.
- Erkeklerde sertleşme olmamasına neden olabilir. Kadınlarda ise adet bozukluğuna sebep olabilir. Anne karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz etkiler.
- Damar kireçlenmesine yol açar.
- Terleme ve kanın akışını hızlandırır. Kanı sulandırır. Yaralanmalarda, yaralı bölgenin geç iyileşmesine neden olur.
- Tepki refleksleri azalır, beynin düşünme ve karar verme düzeni zayıflar.
- Yemek borusu, gırtlak, mide ve pankreas kanserlerine neden olur. Kanser riskini büyük oranda artırır.
- Alkol kullanımından bir gün sonra baş ağrısı ve ağız kuruluğu çok sık görülür.
- Sonradan utanacağınız, pişman olacağınız yada pişman olmaya bile vakit bulamamanıza yol açabilecek davranışlarda bulunmanıza yol açabilir.
Yalan söyleyen nasıl anlaşılır?
Bir kişinin size yalan söylediğini anlayabilir misiniz? Yalan söyleyen kişi ne tür davranışlarda bulunur?
- Yalan söyleyen kişi göz temasında bulunmamaya çalışır, göz göze gelmemek için elinden geleni yapar.
- Yalan söyleyen ya da bir gerçeği saklayan kişi, ellerini ve kollarını daha az kullanır.
- Soru sorulduğunda elleri sımsıkı kapanıyor veya avuçları aşağı dönüktür.
- Ellerini yüzüne ya da boynuna doğru götürüyor olabilir. Bunun haricinde bedeniyle pek temas kurmaz.
- Verdigi cevap nedeniyle içinin rahat olduğunu göstermeye çalışan kişi belli belirsiz kaçamak bir şekilde omzunu silker.
- El ve kol hareketleri ile soylediği sözler arasında zamanlama hatası vardır.
- Şaşırmış, korkmuş ya da mutluymuş rolü yapıyorsa, yüzünde beliren ifade, ağız bölgesiyle sınırlı kalacaktır.
- Genellikle yalan söyleyen kişinin sırtı dik pozisyonda değildir.
- Kendisini itham eden insandan uzaklaşmak isteğiyle muhtemelen bakışlarını kapıya doğru çevirir.
- Konuştuğu insanla ya çok az fiziksel temas kurar ya da hiç kurmaz.
- İşaret parmağını ikna etmek istedigi kişiye yöneltmez.
- Kendisini itham eden kişiyle arasına bir takım nesneler koyar.
- Bilinçaltından sızan gerçek duygular, düşünceler ve niyetler dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkar.
- Karşısındaki kişi anlattığı hikayeye inanana kadar fazladan bilgi vermeye devam eder.
- Sorulara asla doğrudan cevap vermez, dolaylı olarak ima eder.
- Yalan söyleyen kişi, ‘ben, biz ve bizim’ gibi zamirleri ya çok az kullanır ya da hiç kullanmaz.
- Kullandığı kelimeler açık ve net olmayabilir.
- Sorulan soruya oranla aşırı bir tepki gösterir.
- Bütün sorularınıza cevap verebilir ama kendisi size soru sormaz.
- Konu değiştirildiğinde rahatlar ve gerginliği azalır.
- Haksız yere suçlandığına sinirlenmez. ‘gerçegi söylemek gerekirse’, ‘dürüst olmak gerekirse’ ve ‘neden yalan söyleyeyim ki’ gibi cümleler kullanır.
- Soruyu önceden düşünmüş ve cevabı hazırlamıştır.
- Sorunuzu tekrar etmenizi ister ya da soruya soruyla karşılık verir.
- Konuşmasına, ‘yanlış anlamanı istemem ama’ gibi bir cümleyle başlar.
- İlginizi dağıtmak için şaka yapar ya da dalga geçer.
- Daha ayrıntılı açıklama gerektiren konuları sıradan bir şeymiş gibi aktarır.
Ağız ve diş sağlığında önemli noktalar
Diş çürümesine dikkat
Diş üzerindeki bakterilerin oluşturduğu asit diş minesinde oyuklar meydana getirir. Bu oyuklar genişleyerek diş minesinin iyice erimesine sebep olur ve çürük büyüyerek dişte büyük bir oyuk oluşturur. Çürük dişin özüne doğru ilerledikçe ağrı meydana gelir.
Diş çürüğünü önlemenin en önemli yolu dişleri günde iki defa fırçalayarak plak oluşumunu önlemektir. Ayrıca florürlü diş macunlarını tercih etmeli ve diş ipi kullanmayı ihmal etmemelisiniz.
Diş eti hastalıkları
Diş eti hastalıklarının ilk ve en önemli belirtisi dişlerdeki kanamadır. Bunun dışında diş etlerinde kızarma ve şişme oluşması, ağızda kötü koku ve kötü bir tat olması, dişetindeki çekilmeler ve dişlerdeki sallanmalar diş eti iltihabı ve hastalıklarının belirtilerindendir.
Diş eti hastalıklarını önlemenin en önemli yolu da dişleri fırçalamaktan geçer. Günde en az iki defa dişler fırçalanmalı, diş ipi kullanılmalı, yumuşak ve yapışkan yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Kendi kendinize dişlerinizi kontrol etmeli ve 6 ayda bir bir hekime muayene olmalı ve diştaşı temizliğini yaptırmalısınız. Ayrıca dişlerinizi fırçalarken diş ve diş eti arasındaki bölgeyi unutmamalı ve doğru fırçalama tekniği kullanarak fırçalamalısınız.
Diş neden kırılır?
Diş bir etki olmadan kırılmaz. Kırılan diş ya dışardan bir darbe ile kırılmıştır yada çürüğün büyümesi ile zayıfladığından kırılmıştır. Bu iki nedene ek olarak yanlış tedavi ile fazla oyulan yada kesilen diş te kırılabilir.
Lazer epilasyon nedir?
Lazer epilasyon isminden de anlaşıldığı üzere derinin altında bulunan kıl köklerinin lazer ışığı ile yakılmasıdır. Lazer ışığı üreten cihazlar ile lazer, kıl köklerine uygulanır. Burada ışık derinin üzerinde birikmeden kıl köklerine inerek canlı olan kıl köklerini yakar.
Lazer epilasyonda tek seans yeterli olmamaktadır. Bunun sebebi ise kıllar tek köklü değildir. Her seansta kıl köklerinin %20 ila %40′ı kaybolur. Kalan köklerden ise kıllar tekrardan çıkar fakat her seansta yeni çıkan kıllar incelir. 4 ila 8 seans arası ise kıllardan tamamen kurtulunur.
Lazer epilasyonun etkili olabilmesi için kılın koyu renkte olması gerekmektedir. Koyu renkteki kıl lazeri iyi emer. Bu nedenle lazer epilasyon açık tenli ve koyu renk tüylere sahip kişilerde daha etkili sonuç verir.
Aynı anda birden fazla kıl köküne uygulanabildiği için diğer epilasyon türlerine göre oldukça hızlıdır. Bu nedenle de ücretlendirmesi süre ile değil genel olarak uygulanan bölge bazında yapılır. Yüze uygulanırken mutlaka koruyucu gözlük takılmalıdır.
Sivilce ve tedavisi nelerdir
Sivilce tedavi edilebilir bir hastalıktır. Yüzdeki yağ kanallarının tıkanmasına engel olan ve tıkanıklıkları açar bir takım sürme ilaç ve jeller, a vitamini türevi ilaçlar, ciltte sivilce oluşmasını sağlayan mikropları öldüren antibiyotik ilaçlar sivilce tedavisinde kullanılabilir.
Evde ve güzellik salonlarında uygulanan sivilce tedavi yöntemleri tedavi edici özellikte değildir. Sivilceleri yok eden bir takım kozmetik ürünler yağ kanallarının içine girerek mikropları öldürme gibi etkileri yoktur. Sağlıklı bir tedavi için bir dermatoloğa görünmeniz gerekir.
Sivilceyi sıkmak doğru mudur?
Sivilcelerin sıkılmaması gerekir. Sivilceleri sıkmak yağlanmanın diğer dokulara yayılmasına sebep olur. Buda ciltte iz kalmasına yol açar.
Stres sivilce yapar mı?
Stres sivilcelerin artmasına sebep olur. Stres ciltteki yağlanmayı artırdığından sivilceleri de artırır.
Sivilce oluşumunda temizliğin önemi nedir?
Sivilce ciltteki aşırı yağlanma ile oluşur. Sivilceli hastanın yüzünü normalden fazla yıkaması yağlanmayı azaltmaz. Cildi kuruttuğu içib sabun benzeri temizleyiciler kullanılabilir. Nemlendirici ve benzeri ürünlerin mutlaka yağsız olanları kullanılmalıdır. Fondoten ve pudra gibi kozmetik ürünler kullanılmamalı, kullanılacaksa bile bunların yağ içermeyen çeşitleri kullanılmalıdır.
Sivilce izlerinin tedavisi
Sivilceler tedavi edildikten sonra eğer ciltte çukur biçminde izler kaldıysa lazer tedavisi yapılabilir.Bir çok lazerle tedavi şekli vardır. Genel olarak lazer tedavisi ile izler %50 ile %80 arası düzeltilebilir.
Panik atak nedir? Nasıl Kurtulunur ?
Panik atak, aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. Bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer.
Panik atak nöbeti yaşayan kişi çok kötü birşey olacağı veya öleceği hissine kapılır. Kendisini kurtaracak birisi veya bir sağlık kuruluşu arar. Genellikle bir sağlık kuruluşuna giden hasta psikolojik olarak rahatlama hisseder.
Panik atak belirtileri şöyledir. Nöbet sırasında bu belirtilerin yarısı kadarı gerçekleşir.
- Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar…
- Terleme (Sıcak - soğuk boşalımlar, bazen üşüme bazen alevlerin basması hissi)
- Titreme-sarsılma-itilme hissi
- Boğulma ve nefes alamama hali
- Soluğun kesilmesi (Derin nefes alma ihtiyacı, havanın yetmemesi gibi hisler)
- Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama
- Bulantı, karında ağrı, şişkinlik, gaz oluşması, geğirti. (Bazen mideden başlayıp boğaza doğru yayılan kalkışma rahatsızlık hali)
- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali
- Derealizasyon (Gerçek dışılık duyguları panik yaşandığında olaylar bir sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler küçülür her şey bulanıklaşır yada depersonalizasyon (Benliğinden ayrılmış olma hali: sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor ve kişide kendisini hissedememe, algılayamama, kendisine yabancılaşma durumu oluşur)
- Panik anında kontrolünü kaybedeceği yada çıldıracağı korkusu (Kendisine, çocuklara, çevreye zarar verme korkusu)
- O esnada”yaşamım buraya kadarmış”duygususu-ölüm korkusu
- Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar karıncalanmalar, diken diken olma halleri
- Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları
Hızlı okuma teknikleri
Öncelikli olarak hızlı okumanın anlama kabiliyetini azaltmadığı aksine artırdığını belirtmek gerekiyor. Normal hızla okuyan bir kişi dakikada 200 kelime okuduğunda bunun %60′ını aklında tutabilirken hızlı okuyan bir kişi dakikada 800 kelime okuduğunda okuduğunun %80′inden fazlasını hatırlayabilir. Bunun sebebi ise, daha hızlı okuduğunuzda beyin konunun bütünlüğünü daha kolay kavrar, siz de zaman ve enerjiden tasarruf etmiş olursunuz.
Hızlı okuma için bazı temel teknikler:
Bütünlüğü korumak
Okumayı yavaşlatan unsurlardan biri kelimeleri anlamaya çalışmaktır. Kelime kelime okumak ve anlamadığınız cümleyi tekrar okumak sizi yavaşlatır. Oysa okumanın akışını bozarsanız okuduğunuzu anlamanız güçleşir. Akışı bozmadan daha hızlı okuyabilmek ve anlayabilmek için kelimelere değil kelime gruplarına odaklanmalısınız, örneğin bir kitabı okurken her satırda iki adet nokta belirleyip gözlerinizi o noktalar arasında kaydırarak o nokta çevresindeki kelime grubunu görebilirsiniz. Buna kelimeleri değil fikirleri görmek te denilebilir.
Sayfanın konumu
Okuduğunuz metin ile göz arasında uygun bir mesafe bırakılmalısınız. Metni gözünüze gereğinden fazla yaklaştırırsanız okuma bütünlüğünü bozulur ve hızınız yavaşlar. Sayfayı gözünüzden uzaklaştırıp yakınlaştırarak hızlı okuma denemeleri yapabilirsiniz. Ayrıca sayfaya herzaman dik açı ile bakmalısınız.
Okurken sadece gözleri kullanmak
Bazı insanlar okurken aynı zamanda okuduklarını söyleme gereği duyarlar. Bu şekilde okuduklarını daha iyi anladıklarını düşünürler. Aslında bu, beyni gereksiz yere meşgul etmekten başka birşey değildir. Düşünmek konuşmaktan hızlıdır ve siz düşünme hızınızı konuşma hızına düşürmüş olursunuz.
Ne okuduğunu bilmek
Okuma ve anlama hızını artırmak için ne okuduğunuzu bilmeniz çok işinize yarayacaktır. Bir metni okumaya başlamadan önce o metinden ne almak istediğinizi bilirseniz istediğinize daha kısa yoldan ulaşırsınız. Roman okumak gazetede bir köşe yazısı okumaktan farklıdır. Romanda anlatılan çevreyi tahayyül eder, karakterlerin betimlemesini yaparsanız okuma hızınızdaki artışı gözlemleyebilirsiniz.
Cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler
Bir çoğumuz güzelliğimiz ile ilgili ufak tefek hatalar yapmışızdır? Hatta en kusursuz cilde sahip olduğunu düşündüğümüz insanlar bile bazen sivilceleri ile uğraştıklarını söyler ya da makyajlarını temizlemeden yattıklarından bahsederler. Bu küçük hatalar çoğu zaman kısa vadede pek rahatsızlık vermez fakat uzun süre tekrarlanırlarsa etkilerini yüzünüzde görmeniz kaçınılmaz olur. İşte genellikle yapılan hatalar:
1. Hata
Yüzünüzdeki sivilceyi fark ettiğinizde kendinizi tutamıyor ve sıkıyorsunuz.
Zararı: Dermatologlar hep bundan bahseder; sivilceleri patlatmak uzun vadede daha büyük sıkıntılara ve izlere yol açar. Sivilcenizi sıktığınızda, gözeneği tıkayan her ne ise dışarı çıkar ama büyük kısmı içerde, cildin altında kalır. Ama nedense her seferinde yine de sivilcenizi sıkmak, çirkin bir soruna güzel bir çözüm gibi gelir.
Yönteminizi değiştirin: Bunu yine de yapacaksanız, en azından doğru yöntemle yapın. Öncelikle sivilce ve siyah noktalar için özel tasarlanan metal çubuklardan birini alın. Aleti ve sivilceyi alkol ile silin. Ardından çıkıntıyı yumuşatmak için ılık bir kompres uygulayın (ıslak bir bez gibi). En sonunda çıkarıcı aletin deliği ile sivilceyi aynı hizaya getirin ve tam aşağıya doğru ittirin. Bu yöntemi sadece ucu görünen sivilceler ve siyah noktalarda kullanın. Derin kistlerde kullanmanız onları daha kötü hale getirecektir. Ama her zaman için en iyisi, bir dermatoloğa gidin ve o büyük sivilceyi uzmanın ellerine bırakın; bu sayede bir kaç saat içinde kaybolabilirler. Bir başka sivilceyle savaş yöntemi de yeni bir cihaz. Zeno adındaki bu cihaz pille çalışıyor ve ısı terapisi yöntemi ile sivilcedeki bakteri faaliyetini bitirip, beyaz uçlu sivilceye dönüşmesini engelliyor.
2. Hata
Bacaklarınızı tıraş ederken tıraş kremi yerine, sabun ya da vücut şampuanı kullanıyorsunuz.
Zararı: Tıraş jelleri ya da kremleri, jilete üstünde kayabileceği pürüzsüz bir yüzey sağlayarak cildin kızarmasını ve minik kesikler oluşmasını engeller. Pek çok sabunun etiketinde ‘nemlendiricidir’ yazmasına rağmen, sabunlar cildi tıraş esnasında korumazlar bu yüzden de tıraş sonrasında bacaklarınız pul pul görünebilir.
Yönteminizi değiştirin: Mutlaka kadınlara özel bir tıraş kremi kullanın ama sakın bir erkek tıraş kremi kullanmayın. Kadın traş kremleri cildi dinlendiren ve nemlendirmeye yardımcı olup cildi pullanma ve yara bereye karşı koruyan bitkisel özler içerir. Örneğin bir sonraki traşınızda cildi tıraşa hazırlayan Gilette Satin Care’i tercih edebilirsiniz. Eğer acil bir durumda kalırsanız tıraş kremi yerine saç kremi tercih edin. O bile bacağınızı eski klasik sabununuzdan daha iyi koruyacak ve cildinizin nem dengesini bozmayacaktır.
3. Hata
Siz sigara içmiyorsunuz ama içen arkadaşlarınızla vakit geçiriyorsunuz.
Zararı: Bir başkasının sigarasından çıkmasına rağmen, sigara dumanı cildinizi mahveder. Sigara dumanındaki kimyasallar (karbon monoksit, katran, nikotin v.b.) direkt gözeneklerinize işler. Bu toksinler vücudunuzun hücreleriyle temas ettiğinde ise, cildinizin yumuşak ve dirençli yapan elastinini bozup, cildinizde erken yaşlanmayı tetikleyen ve cildin kendi kendini yenileme özelliğini etkileyen zararlı yapılar oluşturur.
Yönteminizi değiştirin: Sigarasız ortamlarda kalmaya çalışın ama kendinizi bir duman bulutunun ortasında bulursanız da içenlerden uzak durun ve iyi havalandırılan yerlere yönelin (teraslı ya da dışarda oturulabilen bar ya da restoranlar). Eve dönünce de duşa girip saçınızla cildinize bulaşmış artıkları çıkarın. Hemen ardından da, C ve E vitaminlerini içeren antioksidan özellik taşıyan bir nemlendirici kullanın.
4. Hata
Cildinize her gün, hatta bazen günde iki kez peeling işlemi yapıyorsunuz.
Zararı: Evet, ölü hücrelerin atılması manasında cildiniz için yaralı olabilir. Ancak fazlası kesinlikle yarar sağlamak yerine zarar verir. Pek çok kadın baştan aşağa keselenir, gün içinde kimyasal bir dökücü olan alfa hidroksi asitlerini (AHA) içeren losyon kullanır ve gece de retinoid gibi dökücüleri içeren krem sürer. Tüm bunlar, tek bir günde üç ayrı soyma işlemi demektir. Bu işlemler cildin doğal koruyucu lipid yağ bariyerini ortadan kaldırır ve cildin doğal yapısını bozar.
Yönteminizi değiştirin: Kendinize günde en fazla iki metodu kullanacak şekilde sınır koyun. Aynı günde hem peeling etkisi gösteren bir krem hem kese hem de retinoidleri kullanmayın ve kullandıklarınızın da içeriklerini mutlaka inceleyin. Yüzünüz için aşırı ovalama gerektirmeden ölü hücrelerin atılmasını sağlayan ve AHA içeren bir temizleyici edinin. Ardından ölü hücreleri dökücü içeriğe sahip bir gece veya gündüz nemlendiricisi (ama her ikisini değil) edinin. Haftada bir olarak da, rahatlatıcı jojoba özleri içeren bir temizleyiciyle cildinize yardımda bulunun.
5. Hata
Makyaj fırçalarınızı nadiren temizliyorsunuz. Bir tek siz kullanıyorsanız neden uğraşacaksınız ki?
Zararı: Fırçalar, zamanla tam bir bakteri yuvası olabilir. Ve fırçayı temizlemezseniz, bakteri birikimi direkt teninize geri döner. Bütün o bakteriler hastalıklara yol açabilecek şekilde gözeneklere yerleşebilir. Bunun yanı sıra kirli fırçalar makyaj malzemesini kolaylıkla alamaz ve bunlarla iyi makyaj yapmak pek mümkün olmaz. Çünkü kılları birbirlerinin üstüne yığılmıştır. Bu da teninizde ve makyajınızda lekelere yol açar.
Yönteminizi değiştirin: Kiri ve bakteriyi atmak için, fırçaları temizleyici bir şampuanla haftada bir kez yıkayın. Ama bırakın makyaj fırçalarını yıkamayı, ikinci bir kat maskara atmaya bile zamanı olmayanlar için çabuk çözümler de mevcut. Örneğin Clinique’inki gibi anti mikrobik teknoloji kullanılarak probleme kökten çözüm getirmek için tasarlanan fırçalar.
Saç Dökülmesi Nedenleri
Saç dökülmesi belli bir oranda tıbbi açıdan normaldir. Her gün yaklaşık 50 ile 100 arası saç telinin dökülmesi normaldir. Saçların bunun üzerinde dökülmesi normal değildir. Dökülen saç tellerinizin sayısını bilemezsiniz elbet fakat tarakta, lavaboda biriken, kıyafetlerinizin üzerinde görülen saç tellerinden saçlarınızın normalin üzerinde döküldüğünü anlayabilirsiniz.
Tıbbi adı alopesi olan saç dökülmesi bir kaç şekilde görülür. Bunların en yaygın görüleni erkek tip saç dökülmesidir (androgenetik allopesi). Erkek tipi saç dökülmesinde saçlar şakaklardan ve kafanın tepesinden incelmeye başlar. Erkeklerde görülen bu tip dökülme yaş ilerledikçe artar ve tepedeki saçlar tamamen dökülür.
Sonunda saçlar sadece yanlarda ve arkada kalır. Erkeklerde 20li yaşlarda başlayan bu dökülme giderek artar. Erkek tipi saç dökülmesi genetiktir. Babadan veya anneden genetik olarak geçer. Normal dökülmenin dışında bir durumdur ve genetik olduğundan önlenmesi neredeyse mümkün değildir. Bunun haricinde erkel tipi saç dökülmesini tetikleyen başka sebeplerde vardır. Bunların başında yaşlılık ve erkeklik hormonu gelir.